Fransa : Genel Sunuş

Fiziki ve İnsani veriler

RAKAMLARLA FRANSA

Yüzölçümü : 550 000 km² Batı Avrupa’nın en geniş yüzölçümüne sahip ülke (Avrupa Birliği’nin % 20’si) Geniş deniz kıyıları (11 milyon km²’ye yayılmış ayrıcalıklı ekonomik bölge)

Ovalar : Toplam yüzölçümünün 2/3’ü

En yüksek nokta : Mont Blanc (4 807 metre) 5 500 km sahil şeridi

Tarım ve ormancılık üretim bölgeleri : 45 milyon hektar (ülkenin % 82’si)

Ormanlık alanlar : Ülkenin % 26’sı ( İsveç ve Finlandiya’dan sonra Avrupa Birliği ülkeleri arasında 3’üncü en sık ormanlık alana sahip ülke)

Nüfus : 64 102 100 kişi (2006 sayımlarına göre)

Nüfus yoğunluğu : kilometre karede 113 kişi

3 iklim şekli : okyanus iklimi (batıda), akdeniz iklimi (güneyde), kara iklimi (orta kesimler ve doğuda)

Modern bir politika ve diplomasi sistemi

Beşinci Cumhuriyet : 4 Ekim 1958 Anayasası V’inci Cumhuriyetin kurumlarının işleyişini belirlemektedir. Bu Anayasa birçok kez revize edilmiştir :

- Cumhurbaşkanının doğrudan genel oyla seçilmesi (1962),
- Hükümet üyelerinin cezai sorumluluklarına ilişkin yeni bir bölümün eklenmesi (1993),
- Parlamentonun tek bir oturumda toplanmasına ilişkin usulün getirilmesi ve referandum alanının genişletilmesi (1995),
- Cumhurbaşkanlığı görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi (2000).

Cumhurbaşkanı ve Başbakan

1958 Anayasası, Devlet Başkanını kurumların temel taşı olarak tespit etmiştir. Cumhurbaşkanı, bu kurumların iyi işlemesini garanti altına alan kişidir. Cumhurbaşkanı, Orduların başı, ulusal bağımsızlığın sorumlusu olarak, ağır kriz dönemlerinde istisnai yetkilere sahiptir. Bazı kanun tasarılarını halk oyuna sunabilir ve Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. Uygulamada, dış politikanın yönlendirilmesinde başlıca rol kendisine verilmiştir. Devlet Başkanı, Başbakanı, ve Başbakanın teklifi üzerine, Hükümet üyelerini atar. Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.

Başbakan, milli savunmadan sorumludur ve kanunların uygulanmasını sağlamakla yükümlüdür. Hükümetin faaliyetlerini yönetir. Hükümet, ulusal politikayı tespit eder ve yürütür. İdare ve silahlı kuvvetler hükümetin yetkisindedir. Hükümetin sorumlulukları Parlamentonun denetimi altındadır. Devlet Başkanı meşruiyetini doğrudan Fransız halkından alır. Hükümet başkanı ise bu meşruiyeti parlamentonun çoğunluğuyla elde eder.

Çift Meclisli bir sistem

Fransa’da, Çift meclisli bir Parlamento sistemi, demokrasi içerisindeki rolünü yerine getirir. Bu iki Meclis, siyasi görüş farklılıklarının ayrıntılı olarak ifade edilmesine ve fikir alışverişi yapılmasına imkan verir.

Millet Meclisi üyeleri, doğrudan genel oyla, iki turlu, tek adaylı ve çoğunluk esasına dayalı seçimle, 5 yıllık bir süre için seçilir. Senato üyeleri ise, doğrudan genel oyla 9 yıl için seçilir ve Meclisin aksine (9 ve 16 Haziran 2002 seçimlerinde 577 milletvekili), feshedilemez. Senatörlerin üçte biri üç yılda bir yenilenir. Bir sonraki seçimler 2004 yılı Eylül ayında yapılacaktır.

Anayasa Mahkemesi

Bu kurum, V’inci Cumhuriyetin en önemli yeniliklerinden biridir. 9 üyesi dokuz yıl için atanırlar. Süresi bitenler yeniden atanamazlar. Anayasa Mahkemesinin, başkan dahil üç üyesi Devlet başkanı tarafından, altı üyesi ise yarı yarıya olmak üzere Parlamentonun her iki Meclis başkanları tarafından atanırlar. Başlangıçta, Parlamento ile Hükümet arasındaki yetki dağılımını sağlamakla görevli olan Anayasa Mahkemesinin görevleri, aşamalı olarak artmıştır. Mahkeme, zaman içerisinde, kanunların anayasaya uygunluğu konusunda karar almaya başlamış ve böylece temel özgürlüklerin koruyucusu haline gelmiştir.

Ayrıca, Anayasa, Hukuk Devletinin gereklerine ve Avrupa’nın getirdiği yükümlülüklere cevap verebilmek için bazı revizyonlara tabi tutulmuştur.

İddialı bir diplomasi

Cumhuriyetçi ilkelere dayalı olarak kurulan Fransız dış politikası, iki amaca hizmet etmektedir : ulusal bağımsızlığı, hem bölgesel hem de uluslararası dayanışmanın geliştirilmesine katkıda bulunmak suretiyle korumak.

Avrupa’yı yeniden şekillendirmek

Avrupa, Fransız dış politikasının merkezinde yer almaktadır. General de Gaulle, Pompidou, Giscard d’Esteing, Mitterrand ve Chirac gibi Cumhurbaşkanları, Avrupa Birliğinin ekonomik bir güç ve saygın bir siyasi alan oluşturması için, Birliğin kurulması ve gelişmesi yönünde sürekli hizmet vermişlerdir.

Avrupa Birliğinin 15 Devleti, 380 milyonluk bir nüfusu bir araya getirmektedir. Bu birliktelik, Kuzey Amerika kıtasıyla karşılaştırılabilecek bir ekonomik ve beşeri birliği temsil etmektedir. Söz konusu Birliğin bünyesinde, Fransa’nın da dahil olduğu 12 ülke, 1 Ocak 2002 tarihi itibariyle Euro’nun (€) yürürlüğe girmesiyle, dünyanın en önemli ekonomik bölgelerinden birini oluşturmaktadırlar. Parasal birliğin somutlaştrılması anlamına gelen bu yeni uluslararası para birimi küreselleşmenin getirdiği zorluklarla başedebilme gücüne sahiptir.

15’ler Avrupası, siyasi kimliğini de güçlendirmektedir ve Kopenhag ve Atina Zirvelerinden beri, üyeliğe aday çok sayıda Devlete genişlemek üzere hazırlanmıştır.

25 ülkeli bir Avrupa

Avrupa Birliğinin 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle genişlemesi, Birliği, ekonomik, sosyal ve coğrafi bakımdan derinden değiştirmektedir. 10 yeni ülkenin (Kıbrıs, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya, ve Çek Cumhuriyeti) Birliğe katılması, söz konusu ülkelerin geçmişleri ve 12 yıldan beri kaydettikleri gelişmeler dikkate alındığında, Avrupa Birliğini geçiş dönemleri - az sayıda olsa bile - ve korunma kuralları kullanmaya zorlamıştır.

Avrupa’nın geleceğine ve yapılması gereken kurumsal reformlara ilişkin araştırma görevi, başkanlığını Fransa Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı, Valéry Giscard d’Esteing’nin yaptığı bir Konvansiyona verilmiştir. Hükümetlerarası Konferansa iletilen Konvansiyon kararları, genişletilmiş Avrupa’nın inşası için gerekli değişikliklerin temelini oluşturmaktadır.

Uluslararası güvenlik ve terörle mücadele

Soğuk savaş yılları ve bunu takip eden istikrarsız dönem, Fransa’ya ve diğer demokratik ülkelere önemli sorumluluklar yüklemiştir. Kuzey Atlantik Paktına (NATO) üye olan Fransa, Avrupa İşbirliği ve Güvenlik Teşkilatına (AİGT) ve EuroCorps’a (Avrupa Silahlı Birlikleri) da üyedir. 5 nükleer güçten biri olan Fransa, bir yandan bu konudaki caydırma çabalarının yeni stratejik gerçeklere göre sürdürülmesini ve uyarlanmasını sağlamakta, diğer yandan da nükleer denemelerin tamamen yasaklanması için gayret sarfetmektedir.

Ayrıca, Fransa, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’yi vuran trajik olaydan sonra, uluslararası terörle mücadelede dayanışma halinde olduğunu teyit etmiştir. Fransa, El Kaïde’ye karşı sürdürülen barışı koruma operasyonlarında yer almıştır.

BM’in rolünün sürdürülmesi

Uluslararası düzeyde, - Irak savaşının da gösterdiği gibi - Fransa’nın dış politikası, Cumhuriyetin ideallerinin birer tekrarı olduğunu söyleyebileceğimiz Birleşmiş Milletler Teşkilatının hedeflerine ve ilkelerine duyduğu saygı çerçevesinde şekillenmektedir. Ayrıca, Fransa, 1945 yılından bu yana, finansmanına dördüncü sırada katkıda bulunduğu bu Teşkilatı savunmayı her zaman sürdürmüştür. Fransa, Birleşmiş Milletlerin en yüksek mercii olan, Güvenlik Konseyinin daimi 5 üyesinden biridir.

İşbirliğini sürdürülebilir bir kalkınmaya doğru yönlendirmek

Fransız işbirliği politikasının araçları, kendine çizdiği yeni hedefler doğrultusunda gözden geçirilmiştir.

İşbirliği; diplomatik ve mali olmak üzere iki kutup etrafında toplanmıştır : bir taraftan Dışişleri Bakanlığı ve İşbirliği Müsteşarlığı, diğer taraftan Ekonomi, Maliye ve Sanayi Bakanlıkları faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetler, Uluslararası İşbirliği ve Kalkınmaya İlişkin Bakanlıklararası Komite (CICID) tarafından, Fransa’nın kalıcı bir kalkınma için ortaklık kurmak istediği ülkeleri içine alan Öncelikli Dayanışma Bölgesi (ZSP) üzerine yoğunlaşmıştır. Sivil Toplum Örgütleri, Kamu Kuruluşları yanında yer alarak, uluslararası işbirliğinin yönlendirilmesi ve bu alanda kullanılacak metotlar konusunda Uluslararası İşbirliği Yüksek Konseyi (HCCI) bünyesinde birleşmişlerdir.

Kalkınmaya yardım projeleri ve programları, uygulamada merkezi bir rol oynayan ve mali bir kurum olan, Fransız Kalkınma Ajansına (AFD) verilmiştir. Fransa’nın kalkınmaya yaptığı kamu yardımı miktarı, 2002 yılında 4,6 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Bu rakam Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın (GSYIH) % 0,32’sini (bu alanda G7/G8 ülkeleri arasında birinci sıradadır) oluşturmaktadır.

Fransız işbirliği politikası, kültürel ilişkilerin yoğunlaştırılmasını ve iki taraflı bilimsel ve teknik projelerin artırılmasını da öngörmektedir. Fransa bu alanda, çok sayıda kültür merkezleri ve kuruluşları, Fransız programı uygulanan lise ve okullar (150 000 okul) ve 140 ülkeyi kapsayan (1200’ün üzerinde büro ile) “Alliance Française” vasıtasıyla varlığını sürdürmektedir. Bilimsel ve teknik işbirliği de çok aktif durumdadır. Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS), Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Merkezi (INSERM) veya Ulusal Ziraî Araştırma Enstitüsü (INRA) gibi kuruluşlar birçok ülkede mevcut bulunmaktadır.

ONG ve insani yardım

Dış politikada insanî faaliyetlere özel bir yer ayıran Fransa, esinlendiği değerlerin en yüksek düzeyde sürdürülmesi arzusunu her fırsatta göstermektedir.

Fransız Sivil Toplum Örgütleri (ONG), doğal afet ve silahlı çatışmaların yaşandığı yerlere düzenli olarak müdahalede bulunmaktadır. Bunlar arasında, Sinir Tanımayan Doktorlar (MSF), Dünya Doktorları (MDM), Sınır Tanımayan Eczacılar (PSF), Uluslararası Açlıkla Mücadele Eylem Grubu (AICF), Denge gibi örgütleri sayabiliriz.

Dünya Ekonomisinde Fransa

Geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde, ekonomi dünyamızda önemli bir değişiklik yaşanmıştır. Ekonomi dünyamız, önce uluslararası düzeyde, sonra dünya çapında genişlemiş ve nihayet küreselleşmiştir. Bu değişiklikler, yerleşik dengelerin tekrar gündeme taşındığı bir hareketlilik getirmiştir. Fransa, dünyanın 5 büyük ekonomisi içerisinde yerini koruyarak bu dönemeçleri atlatmıştır, bu da krizleri yendiği, aynı zamanda, gelişmeleri benimsediği anlamına gelmektedir. Bu başarıların bir diğer anlamı da, Fransa’nın uygulayıcı bir ülke olarak, küreselleşmeyi kuramsallaştırmadan ve hatta bunu bir reklam aracı olarak kullanmadan, bu akıma tamamen dahil olarak bugün faal bir üyesi konumunda katkılarını sürdürmekte olduğudur.

Örneklerle süslemek gerekirse, Fransız şirketleri birçok alanda dünyada birinci sıradadır. Bunların arasından en önemlileri : havacılık ve uzay, nükleer sanayi, yerleşim yerlerine su ve hizmet sağlanması, bina ve bayındırlık işleri, inşaat malzemeleri, sanayi gazları, lastik sanayii, kozmetik, sigorta, dağıtım ve tabii ki tarımsal ürünlerde olduğu kadar her zaman güçlü olduğu alanlar olan lüks ve modayı da unutmamak gerek. Fransa, sadece bir tarım ülkesi olarak değil, yiyecek ve içecek alanındaki kalite ve zerafeti bakımından da başvurulan yegane ülke olarak konumunu korumaktadır.

Kaynak : Fransız gümrükleri

Not : Bu faaliyetleri gösteren firmaların başarıları, hukuki anlamda işletmelerin sınıflandırılmasına uygundur. İşletmeler arasındaki mali bağlar dahil edilmemiştir. Örneğin, burada Peugeot, Citroen ve Peugeot-Citroen grupları, tek bir grup olan PSA’ya ait olmalarına karşın, 3 farklı oluşum gibi gösterilmiştir.

Fransa, Sınır Tanımayan Bir Kültür

Kültür, Fransız kimliğinin kalbinde ışıldamaktadır. Kültür, herkesin malıdır ve hangi kıtaya ait olursa olsun hiçbir kültür şekli göz ardı edilmemiştir. Fransa, kültürel mal ve hizmetlerin özelliklerini dikkate almakta ve kültürler arasında diyalog kurulabilmesi için farklılıkları muhafaza etmektedir.

Atılım içinde yaratıcı bir edebiyat

Edebi oluşum gelişim halindedir : 330 yayın evi, her sene yaklaşık 51 837 başlık altında (22 370 tanesi yeni olmak üzere), ortalama 423 milyon baskı yapmaktadır.

Fransız edebiyatı, polemikleri ile olduğu kadar, sürekli olarak yeni yeteneklerin ortaya çıkması suretiyle, elinde bulundurduğu bu büyük zenginlik kaynağını muhafaza etmektedir. Anna Gavalda, Frédéric Beigbeder, Daniel Pennac ve Martin Winkler gibi genç yazarların yakın bir geçmişte elde etmiş oldukları başarıların altını çizmek gerekir. Daha deneyimli ve ünlü yazarlar (J.M.G. Le Clézio, Alain Robbe-Grillet, Claude Simon, Patrick Modiano), önemli sayıda okuyucu kitlesini cezbetmeyi sürdürmektedir.

Goncourt veya Femina gibi tanınmış edebiyat ödülleri, Andreï Makine veya Pascal Quignard gibi yazarlara, tanınma ve eserlerinin basılması imkanını getirmiştir.

Angoulême Festivali, çizgi romanlar için aynı rolü oynamaktadır. Haftalık Pilote dergisi, Astérix’in yaratıcısı olan, Goscinny ile Uderzo’ya ve Gotlib ile Cabu’ya kendilerini gösterme fırsatı vermiştir. Metal Hurlant, Çavuş “Blueberry” nin yaratıcısı olan Moebius’un keşfedilmesini sağlamıştır. Futuropolis, Enki Bilal, Baudoin ve Tardi’nin tanınmasını sağladı. Bugün, Aristophane veya Sfar gibi yeni yazarlar, gençlere yönelik kitaplardan oluşan ve toplam yayınların beşte birine tekabül eden bir yayın türünü üne kavuşturmuşlardır ve bu yayın türü, genel edebiyat ve bilimsel eserler ile aynı oranda basılmaktadır.

Türü ne olursa olsun, Fransızlar okumayı severler. Fransızların üçte biri yılda 9 kitap, dörtte biri ise yılda 10 ilâ 20 kitap okumaktadır. Fransız okurlara yoğun bir kütüphane ağı hizmet vermektedir. Nüfusu 10 000 kişinin üzerinde olan belediyelerin % 93’ü, kütüphanelerinde her yıl % 38,6’sını çocukların oluşturduğu 6,6 milyon okuyucu ağırlamaktadırlar. 11 milyondan fazla kitap kapasitesine sahip olan Fransız Milli Kütüphanesi, tek başına her sene yaklaşık 600 000 okuyucuyu ve 200 000’den fazla araştırmacıyı ağırlamaktadır.

Plastik sanatlarda üstün bir gelenek

Plastik sanatlar konusunda üstün bir geleneğe sahip olan Fransa, modern resmin doğuşunda önemli bir rol oynamıştır. Monet, Van Gogh, Kandinsky ve daha nicelerinin eserleri, Louvre Müzesi, d’Orsay Müzesi, Picasso Müzesi ve ressam Nicolas de Staël’in yeniden keşfedilmesine hizmet eden Georges Pompidou Merkezi’nin Modern Sanatlar Müzesi gibi başkentin en önemli müzelerinde ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Taşra kentleri de, özellikle Nice’deki Matisse ve Chagall Müzeleri veya Troyes Güzel Sanatlar Müzesi gibi müzelerle, bu konuda pek de geride kalmış sayılmazlar. Ayrıca, her sene eylül ayında, FIAC, Paris’de önemli çağdaş resim akımlarının eserlerini sergilemektedir.

Sağlık fışkıran bir müzik

Aynı şekilde, müziğe duyulan sevgi, Bastille Operası ve Opera Comique tarafından sembolleştirilmiş olan en klasik müziklerden, rock ve rap gibi en yeni müzik türlerine kadar, çok çeşitli müzik türlerini kapsamaktadır. Devlet, Versaille Barok Müzik Merkezi ile akustik/müzik araştırma ve koordinasyon Enstitüsüne (IRCAM) olduğu kadar, Ulusal Şarkı ve Varyete Merkezine, Ulusal Caz Orkestrası veya Rock Danışma Merkezine de destek vermektedir. Müzik Bayramının, 36 Milli Konservatuarın ve 103 ulusal müzik okulunun başarıları, Fransızların müziğe olan sevgilerinin birer kanıtıdır. Fransızların dörtte biri hergün müzik dinlemektedir. 2002 yılında en az 171 milyon plak satılmıştır. Çeşitli Fransız müzikleri, cironun % 59,1’ini temsil etmektedir. Renaud, Johnny Hallyday, Patrick Bruel veya Charles Aznavour gibi şarkıcılar Fransa için birer referans teşkil etmeyi sürdürseler bile, şarkıları radyoda en çok yayınlanan şarkıcı Gérard de Palmas’dır. Yurt dışına en çok ihraç edilen.

Fransız sanatçı Eric Levi’dir. Eric Levi, iki bölümden oluşan “Era” isimli new age bestesi ile uluslararası pazarı büyülemiştir.

“French Touch” olarak bilinen ve Daft Punk, Air ve Saint-Germain tarafından yorumlanan elektronik müzik de çok rağbet görmektedir ve ihraç edilen en iyi 10 plaktan 4’ü bu akıma ait sanatçılara aittir.

Cıvıl cıvıl bir sahne

Fransız tiyatrosu canlılığını büyük yönetmenlere borçludur. Bu alandaki gelenek, Antoine’ın özgür tiyatrosuna kadar uzanır. Gémier, Copeau ve Baty bu geleneği sürdürmüşlerdir. Kurduğu Théâtre Nationale Populaire (Ulusal Halk Tiyatrosu) ile, Jean Vilar tiyatroya yeni bir soluk getirmiştir. Bugün bu gelenek, Cartoucherie de Vincennes’de Ariane Mnouchkine ile, Paris’in Kuzey kesimindeki Bouffes’da Peter Brook ile veya Jérôme Savary ve Patrice Chéreau ile varlığını sürdürmektedir. Bunun dışında, dramatik sanatlar dinamizmini, beş ulusal tiyatro (Comédie Française, Chaillot, Colline ve Paris ile Strasburg’da birer Odéon), 45 ulusal drama merkezi (6’sı gençler için), devlet yardımı alan 600 tiyatro topluluğu ve bin civarında bağımsız tiyatro topluluğu sayesinde korumaktadır.

Sirk gösterileri, Plume, Archaos ve sergilediği atlı kabaresinin koreografisi ile tanınan Zingaro gibi topluluklarla, kendi payına, muhteşem bir yenilik yaşamıştır.

Bale, gittikçe gelişmekte ve bilinen kalıpların dışına çıkmaktadır. Tabii ki, Paris Opera ve Bale’si bilinen mükemmel geleneğini sürdürmektedir. Ancak, Maurice Béjart’dan sonra, yaklaşık 15 yıldır, Régine Chopinot, genç yaşta hayatını kaybeden Dominique Bagouet ve Angelin Preljocaj gibi yeni sanatçılar, bu sanata damgalarını vurmuşlardır.

Referans niteliğinde bir sinema

Fransızlar sinemayı severler; Paris’deki ilk ücretli film gösterisini 1895 yılında düzenleyen Lumière Kardeşler sayesinde, Fransızlar, sinemanın oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Yedinci sanatın beşiği sayılan Fransa, yapımcı Méliès ve aktör Max Linder gibi yetirşirdiği birçok efsanevi kişiliği sinemaya armağan etmiştir. Jean Renoir, Marcel Carné ve Jacques Prévert gibi isimler sayesinde otuzlu yıllarda dikkati çeken şiirsel realizm kuşağından sonra, “yeni dalga” François Truffaut, Louis Malle ve Jean-Luc Godard ile altmışlı yıllara damgasını vurmuştur. Bu sinema yazarlığı geleneği, Pathé ve Gaumont ile endüstriyel başarılara dönüşmüş ve bu sayede zenginleşip uluslararası alanda öncü bir yer edinmiştir.

Bugün sinema, Fransız halkının çok rağbet gösterdiği bir faaliyet alanı olarak varlığını sürdürmektedir. Fransızların % 57’si yılda en az bir kez ve % 39’u ise ayda en az bir kez sinemaya gitmektedir. 2002 yılında, 185,1 milyon kişi sinemaya gitmiştir, bu gidişlerin 63 milyonu Fransız filmleri içindir. Sadece, Alain Chabat’nın Astérix et Obélix, Mission Cléopâtre filimleri, 14,5 milyon seyirci çekmiştir. Bu sayı “La Grande Vadrouille” filminin sahip olduğu 17,3 milyon kişilik rekora yakın bir rakamdır.

Cannes Film Festivaliyle kutsallaşmış Fransız sineması, birinci planda uluslararası rol oynamaktadır. Fransız sineması, Ulusal Sinemacılık Merkezinin himayesi altında organize edilen, yaratıcılık, prodüksiyon ve dağıtım için destekleme sisteminden yararlanmaktadır. Vergi teşvikleri ile sinemaya yatırım yapılması desteklenmektedir. Televizyon kanalları, gelirlerinin bir kısmını sinemaya ayırmaktadırlar. Fransa, sahip olduğu 400 sinema salonuyla, Rusya’dan sonra Avrupa’da 2’nci sıradadır. Fransa, ürettiği film sayısı ile (2001 yılında üretilen 171 filmin % 85’i büyük bir çoğunlukla Fransız ortakların ürünüdür), dünya çapında 3’üncü sıraya oturmaktadır. Bu yaratıcılığın canlılığı, Bertrand Tavernier, André Téchiné veya Jean-Jacques Beineix gibi yönetmenlerin çok kişisel eserleriyle sembolize edilmiştir. Kaliteli halk sineması, Jean-Paul Rappeneau ve Claude Berri ile ün kazanmıştır. Etienne Chatiliez, François Ozon, Jean-Pierre Jeunet, Olivier Assayas, Léos Carax ve Cédric Klapisch ile yeni bir nesil ortaya çıkmış ve kendini göstermiştir. Avrupa görüntü ve ses meslekleri Vakfı (La Fémis), kendi gayretleriyle uluslararası ün kazanmış olan Jean-Jacques Annaud ve Luc Besson gibi yapımcılara daha geniş olanaklar hazırlamaktadır.

İhraç edilen mimarlık

Fransa, New York’daki LVMH Kulesi’nin yaratıcısı Christian de Portzamparc veya İsviçre’deki Lucerne Kültür Merkezi’ni yapan Jean Nouvel ilemimarialandadadünyaca benimsenmiştir. Bu mimarlar, daha önceleri, Fernand Pouillon, Jean Prouvé ve Emile Aillaud tarafından bezenen bu sanat dahilinde, Paul Chemetov ve Bernard Zehrfuss’un çizgisinde yer almaktadırlar.

Tasarım da, aynı yaratıcılığın bir kanıtıdır. Bauhaus de Pierre Paulin ve Olivier Mourgue’dan esinlenilen yumuşak çizgilerden ve Christian Ragot’nun sert geometrik hacimlerinden sonra, Philippe Stark, yaratıcılığının dünya çapında kabul gördüğüne tanık olmuştur.

Fransızlar ve Medya

Yazılı basın

Fransızlar, 1000 kişiye 1354 adet dergi satışıyla, dünyanın bir numaralı dergi okuyucusu konumundadır. Fransa’da Canard enchaîné ve Charlie Hebdo gibi mizahi yayınlar yanında, büyük önem arz eden en az 7 adet genel bilgi içerikli haftalık dergi yayımlanmaktadır. Fransa ; kadın, ekonomi, bilim ve tarih temalarını konu alanlar başta olmak üzere, çeşitli içerikli dergilere sahiptir. Bütün bu yayınların arasında, üstünlüğün haftalık televizyon dergilerinde olduğunun altını çizmek gerekir. Her biri 2000’in üzerinde baskı yaparak yayımlanan, Télé7 jours, Télé Z ve Télé Loisirs Fransız basınının en yüksek tirajlı dergileri arasında yer almaktadır.

Gazeteler

Le Monde, Le Parisien, La Figaro, L’Equipe, Libération, Aujourd’hui, Les Echos, La Croix, La Tribune, France-Soir, L’Humanité...

TV ve radyo

Televizyon, Fransızların boş vakitlerini değerlendirmek için en çok başvurdukları eğlence şeklini oluşturmaktadır. Her evde günde ortalama 5 saat 40 dakika televizyon seyredilmektedir. Bu oran kişi başına hesaplandığında, bir kişi ekran karşısında günde 3 saat 26 dakika geçirmektedir. TF1, % 32,7 seyredilme oranı ile, devlet televizyonları arasında başı çekmektedir. Bunu France 2 (%20,8), France 3 (%16,4) ve özel bir kanal olan M6 (%13,2) izlemektedir.

Fransızlar, bir eğitim kanalı olan France 5, Fransız-Alman ortak yapımı olarak kültürel yayın yapan Arte, ücretli bir kanal olan Canal Plus ve kablo ve satelit aracılığıyla seyredilebilen çok sayıda kanaldan da yararlanmaktadırlar. TV5 ve Canal France International dünya çapında Fransızca programlar yayınlamaktadırlar ve bu arada, uluslararası düzeyde yayın yapacak bir haber kanalı da hazırlık aşamasındadır.

Bu tür uluslararası haber yayınlayan bir radyo kanalı da halen yayınlarını sürdürmektedir. Hafta içi toplam %16,8’lik bir dinlenme oranıyla, France Info, NRJ (21,5%), RTL (19,4 %), Nostalgie (17,7 %), Europe 1 ve bir devlet radyosu olan France Inter (her biri 17 %), en çok dinlenen radyo istasyonları arasındadır. Bu radyo istasyonları dışında, Radio France Internationale, RFO, RMC Orta Doğu ve Medi 1 de, dünya çapındayayınyapmaktadır.
Fransızlar,bütçelerinin %3,5’ini kültüre ve eğlenceye ayırmaktadırlar. Ayrıca, ailelerin %36,1’i mikro-bilgisayar kullanmakta ve %22’siinternetbağlantısına sahip bulunmaktadır.

Bir kamu hizmeti olarak kültür, ulusal bütçenin %1’ini bu amaç için kullanan Kültür İşleri Bakanlığının faaliyet alanına girmektedir. Bununla beraber, ademi merkeziyetçi kanunlar yoluyla kültürel alanda kendilerine tanınan yetkilerin genişletilmesi sayesinde yerel toplulukların, 20 000 kişiye yakın personel çalıştıran çok sayıda derneğin ve bilim ve sanat koruyuculuğu yapan ve vakıflar kuran işletmelerin katkılarından yararlanmaktadır (plastik sanatlarda Cartier, lirik sanatta Vuitton veya sinema alanında GAN gibi ).

Fransa’nın kültürel sembolleri, her sene milyonlarca ziyaretçinin gösterdiği ilgiyle dolup taşmaktadır. Bunlar arasında, Eyfel Kulesi, en çok ziyaretçi çeken semboller arasındadır. Bunu, her yıl toplam 14 milyon ziyaretçi ağırlayan ve tanınmış 33 ulusal müze arasında en çok rağbet gören Louvre Müzesi takip etmektedir. Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Emile Zola, André Malraux ve kısa bir süreden beri Alexandre Dumas gibi tanınmış yazarları ağırlayan Panthéon’dan sonra, ziyaretçi açısından en gurur verici tabloyo Versailles Şatosu sergilemektedir.

Dünya Çapında Işıldayan Bir Fransa

"Ülkemiz, uluslararası toplumu harekete geçirmek için oynaması gereken önemli bir role sahiptir. Fransa, toplumlar arasında meydana gelen çatışmalar, geri kalmışlık, temel hak ve özgürlüklerin ihlali ve, maalesef, birçok vatandaşımızın yakın bir geçmişte kurbanı olduğu yeni terör şekillerinin birbiri ardına ortaya çıkmasıyla kendini kargaşa içerisinde bulan bir dünyanın belirsizlik ve istikrarsızlığını hafifletmek için harekete geçebilecek durumdadır. Fransa, dünyanın şekillendirilmesine katkıda bulunmak için, güçlü olmak, yerini ve mevkiini kanıtlamak zorundadır. Fransa, büyük bir ulusun ekonomisine sahip olmalıdır. Fransa, mevcut etkisine layık ve güvenliğinin teminatı olan askeri çabalarını sürdürmeli, Avrupa’nın uluslararası alanda güçlü bir şekilde kendini ifade etmesi ve tek bir varlık ve irade sergilemesi için, kararlı bir şekilde hareket etmelidir." 16 Mayıs 2002 tarihinde güvenoyu alma merasimi sırasında, Jacques Chirac, bu ifadeleri kullanıyordu. Müttefiklerini ve dostlarını inkar etmeksizin, Fransa Cumhurbaşkanının bu sözleri, "barış"ın yararına kullanılan ifadelerdir. Irak savaşıyla ortaya çıkan uluslararası ilişkilerde yeni bir ölçüt teşkil eden kriz, Cumhurbaşkanının konuyla ilgili sözlerini her zamankinden daha fazla gerekli kılmakta ve Fransa’nın teröre karşı ve daha dengeli bir dünya için verdiği mücadeleyi sürdürdüğünü göstererek, bu sözlere özel bir etki alanı vermektedir.

Fransızca’yı konuşmak - "Francophonie"

Dünya çapında, 5 kıtaya yayılmış bir şekilde Fransızca konuşan kişi sayısı 170 milyondur.

Fransa, Fransızca’nın kullanım alanını daha da yaygınlaştırmak amacını gütmektedir. Fransa’nın bir başka hedefi de, Fransızca konuşulan toplumları, bir taraftan dil bilimi ve kültürel alanda, diğer taraftan ise ekonomik ve siyasi birer işbirliği platformu konumuna getirmektir. Bu amaçla, birçok kurum faaliyetlerini sürdürmektedir.

- Uluslararası Fransızca konuşanlar Teşkilatı (OIF)
- Hükümetlerarası Fransızca konuşanlar Ajansı (AIF)
- Uluslararası Fransızca konuşan Parlamenterler Derneği (AIPLF)
- Kısmen veya tamamen Fransızca tedrisatlı Üniversiteler Derneği (AUPELF)
- İskenderiye Sedar Senghor Üniversitesi
- Fransızca İfade Ağı Üniversitesi (UREF)
- TV5 Dünya, televizyon kanalı
- Uluslararası Fransız Kanalı (RFI)
- Uluslararası Fransızca Basın Derneği (AIPF)
- Uluslararası Fransızca Basında çalışan Gazeteciler Birliği (UIJPLF)
- Fransızca olarak yayın yapan kamu radyoları Topluluğu (CRPLF)

Uluslararası Fransızca konuşanlar Teşkilatı (OIF), Fransızca’nın kullanımını genişletme faaliyetlerine paralel olarak, üye devletler bünyesinde demokratikleşme ve kalkınma sürecine destek vermektedir. Daha geniş anlamda, Fransızca yaşayan bir dil olarak sesini önemli uluslararası müzakerelerde duyurmaktadır. (DTÖ, Silahsızlanma, Güney ülkelerinin borçları...). IX’uncu, Fransızca konuşanlar Zirvesi 2002 sonbaharında Beyrut’ta toplanmıştır.

Dünya’da Fransız varlığı

Yurt dışında 1 774 200 Fransız yaşamaktadır. Fransızların coğrafi açıdan dağılımı aşağıdaki gibidir :

-  % 52,7’si Avrupa’da (934 444 Fransız)
-  % 25,4’ü Amerika’da (450 831 Fransız)
-  % 8,2’si Kuzey Afrika, Yakın ve Orta Doğu’da (145 000 Fransız)
-  % 8’i Afrika Güney Sahrasında (142 013 Fransız)
-  % 5,7’si Asya ve Okyanusya’da (101 919 Fransız)

Yurt dışında yaşayan Fransızların büyük bir çoğunluğu geçici ikamet etmektedirler (ortalama ikamet süresi 4 yıl). Bu kişiler genellikle, Fransız şirketlerinin kadrolu personeli ve teknisyenleri, Devlet memurları veya insani yardım kuruluşlarının üyelerinden oluşmaktadırlar.

Ülke toprakları kolektiviteleri

Ülke toprakları kolektiviteleri, Devlet idaresine bağlı idari yapılar olup, ülkenin belirli bir toprağı üzerinde yaşayan nüfusun çıkarlarını gözetmekle sorumludurlar.

Ülke toprakları kolektivitelerinin betimlemeleri ve düzenlenmeleri, 5. Cumhuriyet Anayasası (madde 34, başlık XII) ve ülke toprakları kolektiviteleri Genel Kanunu ile belirlenmiştir.

Bir ülke toprağı kolektivitesi üç özelliğe sahiptir:

- Bir tüzel kişilik ile donatılmıştır.
- Parlamento tarafından tanınan kendine has yetkilere sahiptir.
- Seçilmiş temsilciler kurulu bünyesinde alınan kararlar yoluyla uygulanan bir karar gücüne sahiptir.

Bir çok ülke toprağı kolektivitesi tipi vardır: belediyeler, iller ve bölgeler. Bazı kolektiviteler, Korsika ve denizaşırı bazı kolektiviteler (Yeni Kaledonya, Polinezya...) gibi özel bir statüden faydalanmaktadır.

Fransa’da, 1980’li yılların başında, bir ademi merkeziyetçilik reformu başlatılmıştır: 2 Mart 1982 tarihli yasa, yerel kolektiviteler rejimini birleştirmiş ve Devlet temsilcisinin denetimini ortadan kaldırarak (“himaye” olarak adlandırılan sistem) bunun yerine hukuki bir denetim ve özel bir bütçesel denetim getirmiştir.

Belediyeler, her 6 yılda bir, tek aşamalı kamu oylaması ile seçilen bir belediye konseyi tarafından yönetilir. Belediye konseyi üyeleri, seçilmelerinin ardından, kendi aralarında, belediyeyi temsil edecek ve belediye bütçesini yönetecek olan belediye başkanını (icra yetkilisini) seçerler. Belediye başkanı, nüfus işleri, kamu düzeni, seçimlerin düzenlenmesi ve kanuni sıfatların verilmesi görevlerini yerine getiren bir Devlet çalışanıdır. Belediye personelinin işverenidir ve ilkokul, okul taşımacılığı, şehircilik, sosyal eylem ve buna benzer alanlarda yetkilere sahiptir.

Paris, Lyon ve Marseille belediyeleri, belediyenin sektörlere ayrılması ile kendini gösteren özel bir statüye sahiptirler.

2005 yılında, 36 778 adet belediye sayılmıştır.

Belediyelerarası çalışmalar, belediyelerin, bazı yükümlülükleri yerine getirmek (şehiriçi taşımacılık, çöplerin toplanması...) ve ekonomik kalkınma, düzenleme ve şehircilik projeleri hazırlamak için bir kamu kuruluşu bünyesinde gruplanmalarını sağlar.

İl, her 6 yılda bir doğrudan tek aşamalı kamu oylaması ile seçilen bir genel kurul tarafından yönetilir. Kurul üyeleri seçildikten sonra kendi aralarında, ilin yöneticisi olacak, genel kurulun kararlarını hazırlayacak ve uygulayacak, bütçeyi ve personeli yönetecek bir başkan seçerler. İl, sosyal eylem, kolejlerin inşası ve bakımı, okul taşımacılığının düzenlenmesi, kırsal alanda birleştirme alanlarında geniş yetkilere sahiptir. Fransa’da 4’ü deniz aşırı olmak üzere 100 il bulunmaktadır.

Fransız yerel idaresinin en yeni yapılanması olan bölge, 16 Mart 1986 tarihinde ülke toprağı kolektivitesi haline gelmiştir. 28 Mart 2003 tarihindeki anayasal düzenleme esnasında, anayasaya girmiştir.

Bölgesel konsey üyeleri, bütçeyi idare eden, personeli yöneten ve bölgenin ekonomik eylem, toprak düzenleme ve mesleki eğitim üzerine kurulmuş politikasını yöneten bölgesel konsey başkanını seçerler. Fransa’da 4’ü deniz aşırı olmak üzere 26 adet bölge bulunmaktadır.

Sayıştay

Sayıştay, 16 Eylül 1807 tarihli yasa ile kurulmuş bir mali denetimden sorumlu idari yargılama kuruludur:

- Devlet gelirlerinin ayarlanması ve harcamalarında; devlet muhasebecileri tarafından, uymaları gereken özel kurallara uyulup uyulmadığını denetleyen, yüksek düzeyde teknik bir denetim söz konusudur. Toprak kolektiviteleri muhasebecilerinin ve bunların devlet kurumlarının hesapları, belediyelerin, illerin ve bölgelerin hak ve özgürlüklerine dair, 2 Mart 1982 tarih, 82-213 sayılı kanunla oluşturulmuş Bölgesel Sayıştay Odalarının denetimine tabidir.

- İş kalitesi ve devlet fonlarının yönetimi konusunda, denetim yapılması yerindedir.

Sayıştay’a, Bakanlar kurulu kararıyla atanan Başbakan tarafından başkanlık edilir ve kurum azledilemez. Sayıştay’ın idari birimleri, hepsi Sayıştay hakimi olan bir genel sekreter ve iki yardımcısı tarafından yönetilir. Sayıştay özel uzmanlık alanlarına göre yedi odaya bölünmüş olup (maliye, savunma ve sanayi, milli eğitim ve kültür, sosyal konular, sosyal güvenlik, ekipman ve tarım, önemli sivil kurumlar ve bölgesel odaların yargı çağrıları), hakimler ve memurlardan oluşur. Yargılama kurulu olarak Sayıştay, Sayıştay ve hükümet arasında arabulucu rol oynayan bir genel yargıçlar kurulu içerir; bu kurul Sayıştayın hukuki birimi ve içtihatının bekçisi olarak görülür.

Sayıştay, her yıl, danışmanların “teker teker ve yerinde” araştırmalar yaptığı soruşturmalar gerçekleştirir. Bu soruşturmalar sonunda, Sayıştay, bir birim içinde gözlemlenmiş olası zayıflıklara ya da savurganlıklara dair ilgili bakanlığın dikkatine bir rapor hazırlar. Sayıştayın etkinliği aynı zamanda, hazırladığı yıllık raporun yayınlanması ile somutlaşır. Bu rapor, Devlet parasının kötü kullanımını eleştirmekten çekinmeyen basında her yıl biraz daha fazla yer almaktadır. İdarelerin kamu parasını kullanmadaki işleyiş bozuklukları üzerine, Sayıştay’ın vardığı sonuçlar, kamu güçleri tarafından düzeltilmelidir.

Bağımsız idari yetkililer

Bağımsız idari yetkililer kavramı, ulusal bilgi-işlem ve özgürlükler komisyonunun oluşturulması ile 1978 yılında ortaya çıkmıştır. Bağımsız idari yetkililer (AAI) geleneksel idari yapılar dışına oturtulmuş, hukuki kişiliği olmayan, büyük bağımsızlık teminatı ile donatılmış ve kendilerine belirli bir sektörde ayarlama ve müdahale gücü verilmiş kurumlardır. Kendi öz bütçeleri olmadığından, mali olarak Başbakana ya da yetki alanlarına göre bir Bakana bağlıdırlar.

Bağımsız idari yetkili kavramı üç ihtiyaca cevap verir:

- Kamuoyuna, devlet müdahalelerinin tarafsızlığına dair daha büyük bir garanti sunmak;
- Değişik kökenlerden ve yetkilerden daha büyük sayıda insanın katılımını sağlamak;
- Devletin, ihtiyaçların ve pazarların değişimine uyum sağlamış daha hızlı müdahalelerde bulunmasını sağlamak.

Tüm bağımsız idari yetkililere, hukuki güçler ve idari yetkiler verilmiştir. Klasik güçler olan, fikir, öneri, cezalandırma, atama ve bazen de düzenleme güçlerini kullanırlar.

Bağımsız idari yetkililer üç büyük müdahale alanında görülürler:

- Yurttaşların haklarını savunma (örnek: Ulusal bilgi-işlem ve özgürlükler Komisyonu, idari belgelere giriş Komisyonu, Cumhuriyet arabulucusu)
- Ekonominin ayarlanması (örnek: Mali pazarlar yetkilisi, Rekabet Kurulu)
- Haber ve İletişim (örnek: Radyo Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Üst Yetkilisi)

Birkaç bağımsız idari yetkili

- Cumhuriyet arabulucusu

Arabulucu, 3 Ocak 1973 tarihinde kurulmuştur. “Bağımsız idari otonomi” olarak nitelendirilir ve 13 Ocak 1989 tarihli kanunla Cumhuriyet arabulucusu olarak adlandırılır. Görevi, bir fikir farklılığı ya da bir talep durumunda, idare ve kullanıcıları arasında arabuluculuk yapmaktır.
http://www.mediateur-de-la-republique.fr

- Ulusal bilgi-işlem ve özgürlükler Komisyonu (CNIL)
Ulusal bilgi-işlem ve özgürlükler Komisyonu, 6 Ocak 1978 tarihli kanunla kurulmuştur. Kişilerin bilgisayar alanı karşısındaki genel korunma ilkelerine saygıyı gözetler. Özellikle 1990 yılında genel istihbarat fişlerinin oluşturulması esnasında rol oynamıştır (söz konusu fişler, kişilerin “etnik” kökeni ile siyasi, felsefi, dini ve sendikal görüşleri üzerine bilgiler içeriyordu).
http://www.cnil.fr

- Radyo Televizyon Üst Kurulu (CSA)

17 Ocak 1989 tarihli yasa ile kurulmuş olan CSA’nın görevi, radyo televizyon iletişiminin serbestçe yapılmasını sağlamaktır. Aynı zamanda, seçim kampanyaları esnasında konuşma sürelerini denetler. Örneğin, küçüklerin televizyondan korunması konusunda, ya da Fransız şarkılarının radyodaki kotası hususunda rol oynamıştır.
http://www.csa.fr

- İdari belgelere giriş Komisyonu (CADA)

17 Temmuz 1978 tarihli yasa ile kurulmuş olan CADA, vatandaşların, idari belge ve fişlerin büyük çoğunluğuna girişini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. İdari eylemin şeffaflığını denetler. Hasta haklarına dair yasa tasarısı üzerine fikrini belirtmek üzere davet edilmiştir.
http://www.cada.fr

Daha fazla bilgi için

Bağımsız idari yetkililer, sorular/cevaplar, “kamu hayatı” sitesi

publié le 13/03/2013

haut de la page